| |||||||||||
| Anasayfa | Hakkımızda | Tüzük | Yönetim | İletişim |Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | |||||||||||
AramaEn Çok Okunan Haberler
|
SBS Dershanelere ve Özel Okullara TeşvikSBS Hem Dershanelere Hem Özel Okullara Teşvik; Sorunu Kendi Dışında Gösteren Başbakan ve Bakan ise Kamuoyunu Yanıltıyor! Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yap boz tahtasına çevrilen eğitim sisteminin yeni garabeti bu hafta sonu sahneye çıkıyor. Bu hafta sonu, 6. sınıflar için 21 Haziran’da, 7. sınıflar için de 22 Haziran’da olmak üzere SBS gerçekleştiriliyor. Bilindiği üzere ülkemizde eğitim sistemi, ilköğretimden başlayarak üniversite sonrasına kadar, kelimenin tam anlamıyla sınav merkezli hale gelmiştir. Her yönüyle sınavlara endekslenen eğitim sistemi kamu eğitimini işlevsiz bırakarak, eğitimi dershane, özel ders, özel okul alanına kaydırmıştır. Okulların yapması gereken eğitimi dershaneler yapmakta, bu nedenle her yıl sınav zamanlarında sınıflar boşalmaktadır. Eğitimin niteliğini olumsuz etkileyen bu durumun öncelikle sorgulanması gerekir. Bu noktada SBS sisteminin paralı eğitim ve paralı kurs sistemini eğitimin tüm kademelerine yaymanın aracı olarak işleyeceğinin şimdiden belirginleştiği bir gerçektir. Bu kez sınav sistemi 6. sınıflara kadar genişletilmekte ve sınava hazırlanmak zorunda olan bir milyona yakın öğrencinin dershanelere, özel kurslara para akıtması beklenmektedir. Belirli bir kesimin ancak karşılayabileceği bu masrafın yanında, SBS’nin getirdiği bir diğer uygulama da, öğrencilerin notlarının da belirleyici unsur haline getirilmesiyle birlikte kimi özel okulların başarı puanını yüksek göstermek amacıyla, notların yüksek tutulması yönünde öğretmenlere baskı yaptıklarının ortaya çıkmasıdır. Bu durum, aynı zamanda öğretmenlere dönük bir performans ölçüm mekanizmasının da kapısını açmayı hedefler niteliktedir. Bu da göstermektedir ki, eğitimde uygulanan ölçme ve değerlendirme sistemlerinin nesnel (objektif) ölçütler yerine, öznel (subjektif) ölçütlere dayandırılmış olması, ilköğretim başarı puanı uygulamasını tartışılır kılacaktır. SBS uygulaması ile birlikte özel ders, kurs vb uygulamalar daha da artacak, bunun sonucunda öğretmen, öğrenci ve veli ilişkilerinde ciddi olumsuzluklar yaşanacaktır. Eğitimde ticari kaygıların kamusal kaygıları yerle bir ettiği bir dönemde, aynı anda hem dershane sistemini 6., 7. ve 8. sınıflara yaymayı ve bu sistemi kurumsallaştırmayı hem de yüksek not sisteminin denetimsizliği sayesinde, ortaöğretime geçişte özel okul öğrencilerini dolaylı yoldan daha da avantajlı hale getirmeyi amaçlayan bu sistemin şampiyonu ise şimdiden bellidir: AKP ve Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik. Bu garabeti yaratıp eğitim sistemini yap boz tahtasına çevirenlerin çocuklarımızın geleceğiyle oyun oynamaları ve eğitimin her kademesinde ticarileşmeyi teşvik eden sınav sistemini yaygınlaştırmayı amaç edinmeleri birlikte düşünüldüğünde, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kameraların önüne geçip dershaneleri ve dershane sistemini eleştirmesinin bir haber olarak değil, bir garabet olarak değerlendirilmesi gerektiği de ortaya çıkmaktadır. İktidarda bulundukları 6 yıl boyunca eğitimin her kademesinde ticarileştirme ve gericileştirme faaliyetlerini gündemlerinin ilk sırasına yerleştirenlerin; sınav sistemini ortadan kaldıracak mekanizmalar geliştirmek yerine, bu sistemi dershanelerin daha da palazlanmasına imkan verecek şekilde yaygınlaştıranların, dershane sistemini eleştirmeleri “timsah gözyaşları” olarak değerlendirilmelidir. Zira AKP döneminde, geçmiş döneme göre, dershaneye giden öğrencilerin oranında yaklaşık 2 kat artış saptanmıştır. döneminde dershaneler altın çağlarını yaşamaktadır.Böyle bir ortamda dershanelerin sorunun kaynağı değil, tersine, izlenen neoliberal ve basiretsiz politikaların sonucu olduğu aşikardır. Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı’nın bu basiretsiz ve hedef saptırma amaçlı açıklamaları, neredeyse dershaneleri sorunun kaynağı olarak göstermeye yönelmiştir. Oysa dershaneler, piyasacı ve sınav merkezli sistemin doğal uzantılarıdır ve piyasacı/sınav merkezli eğitim politikaları yeniden kamusal eğitim politikalarıyla ikame edilmeden, dershane sisteminin de ortadan kaldırılması mümkün değildir. AKP yetkilileri de bu durumu çok iyi bilmektedirler, ancak sorunların kaynağını neoliberal eğitim politikalarında aramaları ya da bunu itiraf etmeleri elbette kendilerinden beklenmemelidir. O nedenle, yüzeye çıkmış sorunlar için başka kaynaklar gösterme telaşı içindedirler. Dershanelerin bu anlamda bütün sorunların kaynağı gibi gösterilmesi ihtiyacı ise AKP’nin eğitimdeki sorunları saklayamadığının ve bu bakımdan sorunların kendisinden kaynaklandığının görülmesini istemediğinin itirafı niteliğindedir. AKP sorunu dışsallaştırma arzusundadır. Tuzla’daki işçi ölümlerinin arkasında dış güçlerin olabileceğini ima eden bir Sanayi Bakanı’nı kabinesinde barındıran bir hükümetin, sınav sistemini değil de dershaneleri sorun göstermesi şaşırtıcı olmamalıdır. Bütün bunlar, sorunu kendi dışında arama anlayışının uzantısıdır. Çocuklarımız Sınav Cenderesinden Kurtarılmalıdır
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
Son Dakika Haberleri |
|||||||||
|
Eğitim Sen Amasya
© 2008 Tüm Hakları Saklıdır |
|||||||||||