Anasayfa | Hakkımızda | Tüzük | Yönetim | İletişim |Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

Arama


Gelişmiş Arama

KADINLARIN SÖZÜ AMASYA'DA YÜKSELDİ.

8 MART KADINLARIN ULUSLAR ARASI BİRLİK, DAYANIŞMA VE MÜCADELE GÜNÜ'NÜN 100.YILI KUTLAMALARI AMASYA'DA KİTLESEL EYLEM VE ETKİNLİKLERE SAHNE OLDU.

        

        

    DÜNYA KADINLARININ BİRLİK,DAYANIŞMA VE MÜCADELE GÜNÜ 8 MART 100. YILINDA AMASYA’DA KUTLANDI. KESK SAMSUN KADIN KOMİSYONUNUN DA YAKLAŞIK 50 KİŞİYLE DESTEK VERDİĞİ ALAN EYLEMİNDE 8 MART 2010 PAZAR GÜNÜ SAAT 13:00 DE  YAVUZ SELİM MEYDANINDA TOPLANAN 100 Ü AŞKIN KADIN ALKIŞLARLA VE SLOGANLARLA BASIN AÇIKLAMASI YAPTILAR. AÇIKLAMAYI YAPAN EĞİTİM SEN AMASYA ŞUBESİ KADIN SEKRETERİ ÇİSE BOZTEPE ŞUNLARI DİLE GETİRDİ; ‘

Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği mücadelenin meşalesinin adıdır 8 Mart. 8 Mart 1857 yılında Amerika'nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadın düşük ücretleri, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yaptılar. Kopenhag'da 1910 yılında toplanan II. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Clara Zetkin “Amerikalı kız kardeşlerinin izinden giden kadınların yılda bir kutladığı özel bir günün uluslararası kadınlar günü” ilan edilmesini önerdi ve bizler 8 Mart’ın başlangıcı olarak 1910 tarihini referans olarak alıyor ve bu yıl 8 Mart’ın 100. Yılını kutluyoruz.

 

8 Mart’ın 100. yılında her renkten, dilden, dinden, yaştan kadın, tıpkı 100 yıl önceki öncülleri gibi ayrımcılığa, sömürüye ve şiddete karşı mücadelelerini yükseltmeye devam ediyorlar.  Çünkü eşit, sömürüsüz, barışın hâkim olduğu bir dünya için kadınlar olarak verdiğimiz mücadelenin önündeki engeller azalmak bir yana, katlanarak artıyor.

 

Çalışma hayatı da dâhil olmak üzere hayatın tüm alanları kadınlara kapatılarak AKP eliyle muhafazakâr politikalara teslim ettirilirken, ülkemizin çıkmazlarına her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Ve kadınlar bu 8 Mart’a da birçok sorunla mücadele ederek giriyor.

 

Bunların başında, çalışma yaşamlarımızı etkileyen cinsiyetçi ekonomik politikalar ve bunun sonucu ortaya çıkan, eşit olmayan iş alanları ve ücretler ve sosyal haklarımızın kaybı geliyor. Ev, aile, çocuk ve yaşlı bakımı kadınların işgücüne katılmaları önünde engel olmaya devam ederken, devlet bu konudaki sorumluluklarını göz ardı etmekte ısrar ediyor.

 

Kreşlerimizin, sığınma evlerinin, okul öncesi ücretsiz sunulan hizmetlerin ücretlendirilmesi; süt izinlerimizin yeniden düzenlenmesi yerine kullandırılmaması kadın istihdamını daraltmaya devam ediyor. Bu konu ile başlattığımız “Kreş ve Ebeveyn İzni Kampanyası” taleplerimiz gerçekleşene kadar devam edecektir. Bu kampanya sadece kamu emekçisi kadınlarla değil, bütün üyelerimizle birlikte ve çalışan tüm ebeveynleri kapsayacak genişlikte yürütülecektir.

 

Eğitim, ekonomi, siyaset ve hayatın diğer birçok alanındaki bu eşitsizliklerin tümünün karşılığında F tipi cezaevlerinin arttırılması, zindanlarla karşılık buldurulan politik duruşlar önümüzde duruyor. Militarizm, ataerkil sistem, şovenizm, gericilik ve muhafazakârlık, neoliberal politikalar ve kriz süreci biz kadınların gündeminden ne yazık ki düşmüyor.

 

Kapitalizmin özellikle biz kadınların ekonomik zeminini aşındırması, siyasal yaşama müdahalemizin yollarının tıkanmaya çalışılması ve emek ve demokrasiden yana tüm eylemlerimizin eril yöntemlerle daraltılma çabası âdete pandoranın kutusunu anımsatır düzeydedir.

 

Kadın istihdamının düşüklüğü bir yana, istihdamda yer alan 100 kadından 58’i herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmaksızın çalışmaktadır. Siyasette kadınlar hala yerel ve ulusal düzeyde yeteri kadar temsil edilmemekte; seçilen kadın belediye başkanları ve milletvekilleri kendilerini seçenlerin iradeleri yok sayılarak tutuklanabilmekte ve siyaset yasağı getirilebilmektedir.

 

 

Bugün baktığımızda Seher Tümer, Olcay Kanlıbaş ve Emriye Demirkır gibi özgürlük ve barış mücadelesi veren kadınlara aklın sınırlarını zorlayan nedenlerden ötürü tutukluluk halleri dayatılırken, âdete ortaçağ dönemi ve engizisyonlar yaşatılmaktadır.

 

Şiddet başta sokaklar, işyerleri, ev içleri olmak üzere yaşam alanlarımızın tümüne eril devlet eliyle yayılırken, yaşama dair direngen tutum ve yöntemlerimiz bastırılmaya, sindirilmeye çalışılıyor. Sendikamız SES üyesi Hemşire Dilek Daştanoğlu sırf kocasından boşanmak istediği için kocası tarafından katlediliyor.

 

KSGM’nin son raporuna göre, evlenmiş kadınların hayatındaki en yaygın şiddet eşlerinden gördükleri şiddettir. Diğer taraftan, yaşadıkları şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı %48,5’tir. Her 10 kadından biri gebeliği sırasında fiziksel şiddete maruz kalırken, eğitim düzeyi daha yüksek olan kadınlar arasında her 10 kadından 3ü eşleri tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmaktadır.

 

2010 yılı 8 Mart’ın 100. yıl mücadelesiyle taçlanırken; iş yerlerinde taciz haberleri gündelik yaşamımızdan hiç eksilmeyip, gözaltı, tutuklama, sürgün baskın erkeklerin malıymışız yaklaşımları huzursuzluklarımızın artmasına neden oluyor. Cezaevinde kadınlar tecrit koşullarında yaşamak zorunda bırakılıyor, gözaltında şiddet artarak devam ediyor. 

 

Kadına yönelik şiddetin en yoğun yaşandığı süreçlerden biri de hiç şüphe yok ki savaşlardır. Savaşlarda, kadınlar ve kız çocuklarına yönelik fiziksel ve cinsel şiddet silah olarak kullanılmaya devam etmektedir. Ülkemizdeki savaş yüzünden bu durum özelde Kürt kadınları, genelde tüm kadınlar için işkence, tecavüz, göç,”namus” cinayetleri, yoksulluk anlamına gelmektedir.

 

Erkek ulus, erkek devlet, erkek hukuk, erkek ekonomi, erkek sevgi, erkek şiddeti kendini çoğaltmanın adımlarını sinsice ve derinden örüyor.

 

Diğer taraftan, tüm bu olumsuzluklara rağmen, olumlu çok şey yarattı kadının örgütlü mücadelesi. Değiştirmenin yolunun mücadeleden ve direnmekten geçtiğini öğretti bizlere; yol yöntem öğretti bizlere. Eylemlerin öznesi, örgütleyeni olduğumuzu öğretti. Cins kimliğimizi sahiplenmeyi ve ancak özgürlüğü kadına yaklaşımın politik olduğu gerçeğiyle yakalayıp bileceğimizi öğretti.

 

Kadın işçiler ayları aşan öncülüklerini, tıpkı Novamed’li kadınlarda ve Desa İşçisi Emine Aslan’da olduğu gibi, Tekel’de tekrar gösterdiler. “Ucuz emek daha fazla kar hırsı”nın kurbanları olup da fabrika yangınlarında ölümlere, Ceylanpınarlar’daki boğulmalara, sel mağduru olmaya karşı söz söyleyip örgütlenmeyi büyütmeye söz verdik birlikte. Ucuz iş gücü olarak görülmenin ve güvencesiz ve sağlıksız koşullarda çalışmanın kader olmadığını ifade ettik hep birlikte. 

 

Demokratik ülke yaratmanın, Cumhuriyeti demokratikleşmenin yolunun patriarkal zihniyete karşı çıkarak 12 Eylül’ün gerici ruhuyla yaratılan Anayasa’nın değiştirilmesinden; çatışma ortamın sonlandırılmasından; operasyonların durdurulmasından geçtiğini tekrarladık.

 

100 yıllık mücadelemizin öğrettikleriyle büyütmenin, değiştirmenin, kazanmanın sözünü bu tarihi günde bir kez daha veriyoruz.

 

Sizden olmayan herkesin "öteki" olduğu bu ülkede, ülkenin mevcut halini sevmeyen, ama terk etmeyen, inatla direnen ve mücadele eden kadınlar var. Bu süreçte farklı görüşlerin zenginlik olduğuna biz kadınların dayanışmasının ve ortak bir mücadele yürütmesinin bir temenniden öte zorunluluk olduğuna inanıyoruz. Çünkü bu mücadelenin toplumun her kesiminden ezilen, dışlanan ama isyan eden, barış, emek, demokrasi ve kadın mücadelesinin ayrılmaz bütünlüğüne inan bütün kadınlarla yaşamın her alanında yan yana, omuz omuza, el ele olduğu sürece başarılı olacağına inanıyoruz.

 

Çünkü gün dayanışma günüdür…

 

Çünkü gün direnme ve isyan etme günüdür...

 

Çünkü gün kadınların mücadele günüdür..

 

Yaşasın 8 Mart Kadınların Uluslar arası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü

 

Yaşasın Kadın Dayanışması…!

 

     KONUSMASINDA TEKEL İŞÇİSİ KADINLARIN HAKLI MÜCADELESİNE DE DEĞİNEN BOZTEPE,KADINLARIN GENEL TALEPLERİNİ TEKRARLAYARAK  SÖZLERİNİ BİTİRDİ. BASIN AÇIKLAMASI SLOGAN,ALKIŞ VE   ZILGITLARLA SONA ERDİ.

     EYLEM VE ETKİNLİK PROGRAMI ÇERÇEVESİNDE, AMASYA SANAYİ VE TİCARET ODASI'NDA  BİR SALON ETKİNLİĞİ  DÜZENLENDİ. ETKİNLİK KADIN HAKLARI VE KADIN MÜCADELESİ İÇERİKLİ BİR SLAYT GÖSTERİSİYLE BAŞLADI. ARDINDAN, SAMSUN 19 MAYIS ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ İDARİ  BİLİMLER FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. MELDA YAMAN ÖZTÜRK'ÜN SUNDUĞU "KADIN VE KRİZ" BAŞLIKLI PANEL İLE ETKİNLİĞE DEVAM EDİLDİ. KADIN İŞÇİLERİN SORUNLARINI VE ERKEK EGEMEN ZİHNİYETİN BASKISINI ANLATAN ÖZTÜRK KONUŞMASINI KADIN DAYANIŞMA VE MÜCADELESİNİN ÖNEMİNİ VURGULAYARAK BİTİRDİ. AYRICA 78 GÜN SÜREN TEKEL DİRENİŞİYLE İLGİLİ OLARAK AÇIKLAMA YAPAN  GÜMÜŞHACIKÖY TEKEL DİRENİŞÇİLERİ  EŞLERİNDEN GÜLLÜ DARÇIN; TEKEL DİRENİŞİNDEN ÖNCESİ VE SONRASINDAKİ YAŞAMLARI VE TOPLUMSAL BİLİNÇ VE  BAKIŞ AÇILARININ TAMAMEN DEĞİŞTİĞİNİ,MÜCADELENİN VE GREVİN İŞÇİ SINIFINA KENDİ  GÜCÜNÜ VE MÜCADELE YETENEĞİNİ YENİDEN ÖĞRETTİĞİNİ VURGULADIĞI KONUŞMASI SIK SIK ALKIŞLARLA DESTEKLENDİ. ŞİİR VE MÜZİK DİNLETİSİYLE DEVAM EDEN ETKİNLİK TÜRKÜLERLE SON BULDU. AMASYA’DA YAPILAN ETKİNLİĞE SAMSUN’DAN KESK’Lİ KADINLARDA DESTEK VERDİ.

Kategori  Kategori : EYLEMLERİMİZ Tarih  Tarih : 07 Mart 2010 19:24
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0 Okunma  Okunma : 159
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

EYLEMLERİMİZ

En Çok Okunan Haberler

Son Dakika Haberleri

Anket

65 BİN DEV ÖĞRENCİ PROJESİNİN EĞİTİM ÖĞRETİM KALİTESİNİN YÜKSELTİLMESİ AÇISINDAN YARARLI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?




Tüm Anketler

Eğitim Sen Amasya © 2008 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı