Anasayfa | Hakkımızda | Tüzük | Yönetim | İletişim |Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

Arama


Gelişmiş Arama

TEKEL İşçilerinin Mücadelesi Hepimizin Mücadelesidir!

AKP hükümeti 10 bini aşkın TEKEL işçisini 4-C köleliğine mahkûm etmekte ısrar ediyor. Direnişin ilk günlerinde işçileri şiddetle yıldıracağını, işçileri gaz bombaları, tazyikli su, polis copu, vali baskısıyla teslim alacağını düşünen AKP hükümeti, işçilerin kararlı duruşu, büyüyen ve ülke düzeyinde destek bulan direnişi karşısında görüşmelere başlamak zorunda kaldı.

BASINA VE KAMUOYUNA     04/02/2010

 

TEKEL İşçilerinin Mücadelesi  Hepimizin Mücadelesidir!

 

Bir sabah uyandığımızda, bize şöyle deseler: “Maaşınızın yarısını indirdik. Bundan böyle  yılda sadece 10 ay maaş alacaksınız. Sendikal haklarınız olmayacak. Hiçbir sosyal hakkınız olmayacak. Sigorta primleriniz eksik yatacak, dolayısıyla emekli olmanız çok zordu, artık tamamen hayal olacak. Tepkimiz ne olurdu? Tabii ki ölümüne direnmek olurdu! TEKEL İşçileri de bunu yapıyor; hükümetin her türlü baskısına, Ankara’nın soğuğuna ve yağmuruna karşı ölümüne direniyor! Kölece çalışmaya, kazanılmış haklarının gasp edilmesine karşı mücadele ediyorlar. Çünkü kaybedecek bir şeyleri yok

Ne demektir  4-C?

 

@ 657 Sayılı kanunun 4. maddesinin c fıkrasına göre geçici personel çalıştırılmasıdır.

@ Eğitim işkolundaki ücretli öğretmenlik uygulaması ile benzerdir. 

@  2009 yılındaki ücretleri brüt 600-700-800 TL’dir. Bunun dışında bir ücret ödenmemektedir.

@   Başka işte çalışamazlar.

@  10 ay istihdam edilmektedirler. (Hükümet, “11 aya çıkarıyorum” demektedir?  Bu neyi değiştirecektir?)

@  Hiçbir sosyal hakları yoktur.

@   Tazminat hakkı yoktur.

 Kısacası sefalet, yoksulluk  ve kölelik demektir!

ÖZELLEŞTİRME VE TEKEL

Türkiye’de yılların birikimiyle kurulan, ülkenin temel üretim tesisleri olan ve üretim yanında yerel istihdama ve yerellerin sosyal ve ekonomik kalkınmasına katkıda bulunan kamu tesisleri yok pahasına satıldı.

 

Sümerbank başta olmak üzere TEKEL’in, Et Balık Kurumu’nun, Süt Endüstrisi Kurumu’nun üretim tesisleri özelleştirildikten sonra makineler hurdacıya gitti, binaları yıkıldı. Arsaları satın alanlar tarafından ya alışveriş merkezi yapıldı ya da rant kaynağı olarak değerlendirdi.

 

Türkiye’de özelleştirmelerin en yoğun yaşandığı dönem, AKP hükümetinin iktidarda olduğu 2002 yılından günümüzde kadar olan dönemdir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığının itiraf ettiği gibi Özelleştirmenin temel amacı, adalet ve güvenlik (polis, ordu vb.) hizmetleri ile özel sektörün rağbet etmediği altyapı hizmetler dışındaki tüm mal ve hizmet üretiminin özel sektöre bırakılmasıdır. Bu anlamda özelleştirmenin temel hedefinin kamusal üretimi yok etmek ve sermayedarlar için yeni kar alanları açmak olduğu ortadadır.

 

TEKEL’in Özelleştirilmesi

 

Tekel çok yönlü bir kamu işletmesiydi. Ülke genelinde tütün üretimini destekliyor, ülke genelinde yaprak tütünlerin işlenmesini sağlıyor, ülke geneline yaygın tesislerinde sigara üretiyor, böylece ülke genelinde istihdam imkânı yaratıyordu.

 

Türkiye özelleştirme programı uygulayan tek ülke değil. Ama özelleştirme adı altında yılların birikimiyle kurulan üretim tesislerinin kapanmasına, çalışanların işsiz kalmasına yol açan tek ülke.

 

AKP hükümeti 10 bini aşkın TEKEL işçisini 4-C köleliğine mahkûm etmekte ısrar ediyor. Direnişin ilk günlerinde işçileri şiddetle yıldıracağını, işçileri gaz bombaları, tazyikli su, polis copu, vali baskısıyla teslim alacağını düşünen AKP hükümeti, işçilerin kararlı duruşu, büyüyen ve ülke düzeyinde destek bulan direnişi karşısında görüşmelere başlamak zorunda kaldı.

 

Ancak, TEKEL işçilerinin tüm baskılara, soğuk hava koşullarına rağmen 51 gündür dalga dalga büyüyen kararlı direnişi karşısında “sorunu çözmekten yana” bir görüntü sergilese de, AKP hükümeti, esas olarak işçileri oyalamaya ve masa başında teslim almaya çalışmıştır. Hükümet ile TÜRK-İŞ başkanı ve yöneticilerinin yaptığı görüşmede AKP’nin gerçek niyeti açığa çıkmıştır. AKP, kölelik statüsü olan 4-C’den vazgeçmek yerine, bazı eklemeler yaparak işçilerin tüm özlük haklarını kaybetmiş olarak köleliği kabul etmelerini istiyor.

 

4-C statüsünde ısrar ederek işçilere köleliği dayatan AKP hükümeti, işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarını da hesaplarına yatırarak, işçilerin statüsünü belirsiz hale getirerek, direnişi kırmanın hesabını sürdürmektedir. Hükümet temsilcileri ile TÜRK-İŞ arasında yapılan görüşmelerin gösterdiği budur. Yapılan görüşmeler sonuç vermemiş, işçilerin mevcut durumunu korumaya yönelik talepleri kabul görmemiş, 4-C köleliği, çeşitli rötuşlarla dayatılmaya devam ediliyor.

 

TEKEL işçileri, mevcut işçi statüleri ve özlük hakları korunarak çeşitli kamu işletmelerinde kadrolu istihdam edilmek istenmektedirler. Bundan daha doğal ne olabilir ki? Çalıştıkları makineler durdurulmuş, fabrikaları kapatılmış, çalıştıkları işletmeler arazileriyle birlikte sermayeye peşkeş çekilen 10 bini aşkın TEKEL işçisi, hakları korunarak çalışmak istemektedir. Hak arayışı ve masumane bir direniş içindedir.

 

Ancak sömürü ve yağmada sınır tanımayan işçi ve emekçi düşmanlığı tescilli AKP hükümeti, TEKEL işçilerini açlık sınırı altındaki ücretlere mahkûm etmekte ısrar ediyor. TEKEL işçileri iş güvenliğinden yoksun olarak, nerelerde ve ne işlerde çalışacağı belli olmayan kölelik koşullarına sürükleniyor..

İKİ ayı aşkın süredir direnen tekel işçileri için hükümetten gelen açıklamalar:

 Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ankara’da TEKEL işçilerinin eylemine yönelik olarak “Eğer hükümetin bir hatası varsa, o da merhametli olunmasıdır. Özelleştirme sonrasında ortaya çıkan, açıkta kalan işçilere merhamet göstermesidir. Vatandaşın parasını çarçur etme gibi bir lüksümüz yok. Vatandaştan aldığımız vergileri yerinde kullanmamız gerekiyor” demişti.

Başbakan “Bu ülke yolgeçen hanı değildir” diyerek hakları için direnen işçileri tehdit ediyor. İşçilere saldırıyor, sendikacılara saldırıyor, dayanışma içindeki halka saldırıyor Dahası, Başbakan ‘ Tekel eylemi 200-300 kişinin eylemidir, yetimin hakkını kimseye yedirmem, Devletin malı deniz yemeyen domuz, Yatarak para kazanma dönemi bitti, Türkiş önündeki işçiler ideolojik eylem yapıyorlar,Bizi iktidara tekel işçileri getirmedi.Milletimiz getirdi.’diyor.

Tüm bu sözlerden sonra sormak gerekiyor:

Tekel işçileri,kamu emekçileri,eczacılar,hekimler,sağlıkçalışanları, ,atanamayan öğretmenler, Aleviler,Kürtler yoksul köylüler,siftahsız dükkan kapatan esnaflar ve zam bombardumanı altında inleyen halkımız  millet değildir de nedir? Ya da AKP nin bunlardan farklı bir milleti mi vardır?

İki aya yakın süre boyunca AKP’nin her türlü, baskı, şiddet, hakaret, oyalama taktikleri karşısında kararlıca direnen TEKEL işçileri, tehditlere eğmeyecektir.

İşçi sınıfımızı, kamu emekçilerini, gençleri, kadınları, aydınları, tüm halkımızı AKP hükümetinin emek ve demokrasi düşmanı tutumu karşısında TEKEL işçileri ile dayanışmaya, üretimden ve hizmetten gelen gücünü göstermeye çağırıyoruz.

 

Tekel İşçisi Kazanırsa, Hepimiz Kazanacağız!

Yaşasın Sınıf Dayanışması!

 

 

 

Kategori  Kategori : Basın Açıklamaları Tarih  Tarih : 04 ?ubat 2010 11:13
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0 Okunma  Okunma : 116
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Basın Açıklamaları

En Çok Okunan Haberler

Son Dakika Haberleri

Anket

65 BİN DEV ÖĞRENCİ PROJESİNİN EĞİTİM ÖĞRETİM KALİTESİNİN YÜKSELTİLMESİ AÇISINDAN YARARLI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?




Tüm Anketler

Eğitim Sen Amasya © 2008 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı