Anasayfa | Hakkımızda | Tüzük | Yönetim | İletişim |Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

Arama


Gelişmiş Arama

2010 Yılı Eğitim ve Yükseköğretim Bütçesi İhtiyaçları Karşılamaktan Çok Uzak! - 2009-11-06

2010 Yılı Eğitim ve Yükseköğretim Bütçesi İhtiyaçları Karşılamaktan Çok Uzak! - 2009-11-06

2010 yılı eğitim ve yükseköğretim bütçeleri TBMM Plan Bütçe Komisyonunda görüşülmeye başlandı.

2010 yılı eğitim ve yükseköğretim bütçeleri TBMM Plan Bütçe Komisyonunda görüşülmeye başlandı. Yıllardır eğitim politikasına kendi çıkarları doğrultusunda yön veren AKP hükümeti, bu yıl da yine eğitim sisteminde yaşanan temel sorunlar üzerinden değil, sadece rakamlar üzerinden hesaplamalar yaparak eğitim ve yükseköğretim bütçesini şekillendirmeye çalıştığını gösterdi.

2009 yılında 27 milyar 883 milyon TL olan eğitim bütçesi, artan okul, derslik, öğretmen ihtiyacı ve öğrenci sayısına rağmen, 2010 yılı için sadece 28 milyar 237 milyon 412 bin TL olarak öngörülmüştür. Milli Eğitim Bakanlığı okullara yeterli ödenek ayırmadığı için eğitim harcamalarının önemli bir bölümü öğrenci velilerinin üzerinden çeşitli adlar altında karşılanmaktadır. Öngörülen eğitim bütçesi rakamları, aynı durumun 2010 yılında da süreceğini göstermektedir.

2010 yılı eğitim bütçesi, gerek genel içeriğiyle, gerekse eğitime ayrılan payın ihtiyacın çok altında olması nedeniyle önümüzdeki yılın eğitim emekçileri, öğrenciler ve öğrenci velileri açısından çok daha zor geçeceğini göstermektedir. Anlaşılan odur ki AKP Hükümeti, eğitimin sorunları arttıkça eğitimi kamu kaynaklarıyla finanse etmek yerine, bütçeden yeterli pay ayırmayarak, eğitimin ve yükseköğretimin giderlerini tamamen yurttaşların üzerine yıkmak istemektedir. 2010 bütçesi eğitimi tamamen paralı hale getirme ve eğitim hizmetlerini ticarileştirme bütçesi olarak tarihe geçecek niteliktedir.   

2010 yılı için öngörülen bütçe rakamları ile eğitim sisteminde yapısal hale gelen fiziki alt yapı, öğretmen, idari ve akademik personel açıkları, araç gereç gereksinimi vb sorunların ve ihtiyaçların karşılanabilmesi mümkün değildir. Türkiye ekonomisinin derin bir kriz içinde olduğu düşünüldüğünde 2010 yılının, tüm halkımız gibi, eğitim ve bilim emekçileri, öğrenci ve veliler açısından önceki yıllara kıyasla çok daha sıkıntılı bir yıl olacağını söylemek mümkündür.  

2010 Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesi Rakamları

2010 yılında MEB’e bütçeden ayrılan pay, eğitimin artan sorunları ve öğrenci sayısı dikkate alınarak hesaplandığında, devletin artık kamusal eğitimin son kırıntılarını da gözden çıkardığını, eğitim sistemini kendi sorunlarıyla baş başa bıraktığını göstermektedir. Bu durumu bütçe rakamları ve bu rakamların yorumlanması ile değerlendirmek mümkündür. Eğitim bütçesi rakamlarının fonksiyonel dağılımına baktığımızda karşımızdaki tablonun çok daha kötü olduğunu görmek mümkündür.  

2010 Yılı MEB bütçe rakamlarına baktığımızda;

  • 2010 yılı için öngörülen Milli Gelir beklentisi 1 trilyon 28 milyar 802 milyon TL’dir.

  • 2010 yılı Eğitim Bütçesi, 28 milyar 237 milyon 412 bin TL olarak öngörülmüştür.

  • 2010 MEB Bütçesi, 2010 GSYH’nin %2,74’üne tekabül etmektedir.

  • MEB Bütçesinin %71’ini oluşturan 19 milyar 984 milyon TL sadece personel giderleri için ayrılmıştır. Eğitim bütçesi içinde personel giderleri artıyormuş gibi görünse de, çıkarılacak olan yeni personel yasası ile personel harcamalarının milli gelir içindeki payının giderek düşürülmesi hedeflenmektedir.

  • 2010 yılı için sosyal güvenlik devlet primi giderleri geçtiğimiz yıl 2 milyar 131 milyon TL iken bu yıl bu rakam 3 milyar 405 milyon 144 bin TL’ye yükselmiştir. Bu artışın tek nedeni SSGSS yasası ile sağlık ve sosyal güvenliğin hak olmaktan çıkarılmış olmasıdır.

  • Cari ve sermaye transferlerinden oluşan transferlerin toplam miktarı 2 milyar 373 milyon 934 bin TL’dir.

  • Mal ve hizmet alımları için ayrılan miktar ise 2 milyar 145 milyon 23 bin TL yani MEB bütçesinin % 8’i kadardır. 2009 bütçesinde mal ve hizmet alımları için ayrılan bütçe payının %10 olduğu düşünüldüğünde, % 2’lik düşüşün yaratacağı olumsuz sonuçlar eğitim sisteminde yeni sorunlar üretecektir.

2010 MEB bütçesine bakıldığında, tıpkı genel bütçede görüldüğü gibi harcamaların neredeyse tamamının zorunlu harcamalardan oluştuğu görülmektedir. 2010 Eğitim bütçesinin, önümüzdeki yıl eğitimin niteliğini yükseltmek bir yana, yaşanan gerilemeyi daha da hızlandırması kaçınılmaz görülmektedir. Öngörülen bütçe rakamlarıyla zorunlu harcamaların bile karşılanması zordur. Anlaşılan odur ki 2010 yılında eğitim sistemi geçmiş yıllarda olduğu gibi yine sorunlarıyla baş başa bırakılacaktır.

Türkiye’de Bütçeden Eğitime Ayrılan Pay ve Eğitim Harcamalarının Milli Gelire Oranı

 

 Yıllar

MEB Bütçesinin

Konsolide Bütçeye

Oranı (%)

MEB Bütçesinin

Milli Gelire Oranı (%)

2002

7,61

2,66

2003

6,91

2,85

2004

8,53

3,00

2005

9,53

3,07

2006

9,50

2,95

2007

10,42

3,40

2008

10,51

3,13

2009

10,64

2,51

 2010*

9,80

2,74

 

* 2010 Bütçe Kanunu Tasarısında Öngörülen Miktar

Her fırsatta bütçeden en yüksek payı eğitime ayırdığını söyleyen AKP hükümeti, eğitim harcamalarının milli gelir içindeki payını daha da aşağılara çekmeyi hedeflemektedir. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin milli gelir (GSYH) içindeki payı 2010 yılında %2,74 olarak öngörülmüştür. Eğitim sisteminin karşı karşıya olduğu sorunlar, bütçe rakamlarının eğitim sisteminin ihtiyaçlarına yanıt verecek oranlarda arttırılmasını gerektirmektedir. 

Eğitimden beklenen amaçların gerçekleşmesi, artan öğrenci sayısı, derslik açıkları, eğitimin niteliğinin yükselmesi, fiziki alt yapı ver donanım eksikliklerinin giderilmesi, 24 öğrencili sınıfların oluşturulması ve öğretmen açıklarının giderilmesi için MEB bütçesinin milli gelire oranı mutlak olarak arttırılmak zorundadır. Bu düzeyin altındaki her rakam, sorunların sürmesine yol açacak, bu durumdan en büyük zararı eğitim sistemi görecektir.

2009 Yükseköğretim Bütçesi Rakamları;

  • 2010 yılı için yükseköğretime ayrılan pay rakamsal olarak, 9 milyar 355 milyon TL’dir ve milli gelirin %0,91’ine denk gelmektedir. Bu oran, ülkemizde yükseköğretime ne kadar önem verildiğinin görülmesi açısından önemlidir.

  • Yükseköğretim bütçesinin %50,52’si (4 milyar 727 milyon TL) personel harcamaları oluşturmaktadır.

  • Mal ve hizmet alım giderleri 1 milyar 338 milyon TL, Sermaye gideri ve cari transferler toplamı ise 2 milyar 373 milyon YTL, sosyal güvenlik devlet primi giderleri ise 916 milyon 186 bin TL’dir.

Bütçeden 2010 yılı için Milli Eğitim Bakanlığı’na ve yükseköğretime ayrılması düşünülen payların eğitim sisteminin en temel ihtiyaçlarını karşılamaktan ne kadar uzak olduğunu bütçenin fonksiyonel dağılımı tüm açıklığıyla göstermektedir. AKP Hükümeti, eğitimi “serbest piyasa sistemi”ne açmak, okulları ve üniversitelerimizi birer ticarethane gibi “işletmek” isteğini, geçtiğimiz 7 yılda atmış olduğu yasal ve fiili adımlarla pek çok kez göstermiştir. Bu anlamda 2010 yılı eğitim ve yükseköğretim bütçesi, tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, yoksulluk politikaları ve paralı eğitim uygularını sürdüren bir yapıda ve zihniyette oluşturulmuştur. 

           Türkiye’de Bütçeden Yükseköğretime Ayrılan Pay ve Milli Gelire Oranı

 

 Yıllar

Yükseköğretim Bütçesinin

Konsolide Bütçeye Oranı (%)

Yükseköğretim Bütçesinin

Milli Gelire Oranı (%)

2002

2,55

0,89

2003

2,27

0,94

2004

2,45

0,86

2005

3,34

1,07

2006

3,35

1,04

2007

3,21

1,05

2008

3,29

1,02

2009

3,33

0,79

2010*

3,24

0,91








 * 2010 Bütçe Kanunu Tasarısında Öngörülen Miktar

Bilindiği gibi geçtiğimiz dönemde üniversite olmayan illerde yeni üniversiteler açılmıştır. Pek çok ilde yeni üniversiteler açılmış olmasına rağmen AKP hükümeti, yükseköğretim sisteminin ihtiyaç duyduğu kaynağı genel bütçeden karşılama noktasında oldukça “cimri” davranmaktadır. Yeni üniversitelerle birlikte öğrenci sayısının ve akademik personel ihtiyacının artışı ortadayken yükseköğretim bütçesinin geçmiş yıllarla hemen hemen eşit düzeyde belirlenmesi, yükseköğretim sistemimizde yaşanacak yeni sorunların habercisidir.

Devlet bütçesinden yeterince kaynak ayrılmayan üniversitelerimiz, son yıllarda bilimsel üretimleri tehdit eden “kendi kaynağını yaratma” arayışları içine itilmiştir. YÖK’ün danışma kurullarında sermaye temsilcilerinin temsili ile ilgili olarak aldığı kararlar da dikkate alındığında üniversitelerin yükseköğretim kurumları olmaktan uzaklaşması ve piyasada faaliyet yürüten şirketlerden farkları kalmaması kaçınılmazdır.

Eğitim ve bilim emekçilerinin, herkese eşit ve nitelikli bir eğitim hizmeti sunabilmesi için;

  • Milli Gelirden kamu eğitimine ayrılan pay ilk adım olarak en az iki katına çıkarılmalı, kamu üniversitelerine milli gelirden ayrılan pay ise, yükseköğretimin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yükseltilmelidir.

  • Okulların ve üniversitelerin temel gereksinimlerini karşılamak için okullara genel bütçeden yeteri kadar ödenek ayrılmalıdır,

  • Üniversite bütçelerinde yeterli artış sağlanmalı, üniversitelerin bütün giderleri genel bütçeden karşılanarak, yükseköğretimdeki ticarileştirme uygulamalarına son verilmelidir.

  • Öğretmen açıklarının kapatılması için yeterli sayıda kadrolu öğretmen ve öğretim üyesi ataması yapılmalı, eğitim ve bilim kurumlarında kadrosuz ve iş güvencesiz çalıştırma uygulamalarına derhal son verilmelidir.

  • Tüm eğitim ve bilim emekçilerinin taban maaşları, bütün vergilerden muaf tutulmalıdır.

Kategori  Kategori : Haberler Tarih  Tarih : 07 Kasym 2009 22:57
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0 Okunma  Okunma : 119
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Haberler

En Çok Okunan Haberler

Son Dakika Haberleri

Anket

65 BİN DEV ÖĞRENCİ PROJESİNİN EĞİTİM ÖĞRETİM KALİTESİNİN YÜKSELTİLMESİ AÇISINDAN YARARLI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?




Tüm Anketler

Eğitim Sen Amasya © 2008 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı