Anasayfa | Hakkımızda | Tüzük | Yönetim | İletişim |Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

Arama


Gelişmiş Arama

Domuz Gribi Aşısı Neden Ay Sonuna Bırakılmaktadır? - 2009-11-02

Sağlık Bakanı Bu Aşının Gerekli ve Yararlı Olduğunda Israrcıysa, Öğrencilerin Domuz Gribi Aşısı Neden Ay Sonuna Bırakılmaktadır? - 2009-11-02

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç'ın açıklaması.

Bilindiği üzere H1N1 olarak kodlanan domuz gribi virüsüne karşı önlem olarak Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın çeşitli illerde okulları tatil etmesinin ardından, eğitim-öğretime bugün yeniden başlanmış; ancak virüsün öğrenciler arasında yaygınlaşmasını engelleyecek en temel mücadele aracı olarak yansıtılan domuz gribi aşısında öğrenciler ay sonuna bırakılmışlardır. Bu durumda okulların tatil edilmesiyle ne sağlanmıştır sorusu yanıtlanmalıdır.

Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, uzmanların yaptıkları açıklamalardan da anlaşıldığı üzere, ilgili aşı bağışıklık sistemini virüse karşı kuvvetlendirme işlevini 15 ile 30 gün arasında yerine getirebilmektedir. Aşının öğrencilere ay sonunda ulaşacağı da dikkate alındığında, öğrenciler önümüzdeki 2 aylık süreçte çetin kış koşullarının başladığı günlerde virüs karşısında savunmasız olacaklardır. Bu anlamda Eğitim Sen olarak soruyoruz: Sağlık Bakanı bu aşının gerekli ve yararlı olduğunda ısrarcı olduğuna göre, ilk etap aşılar içinde, Bakanlığın en büyük risk grubu arasında saydığı çocuklar ve gençler, yani öğrenciler neden yer almamaktadır? Öğrenciler aşının yapılması ve etkisini göstermesi için gerekli süre zarfında kendilerini virüse karşı nasıl koruyacaklardır? Havaların soğuduğu, kışın etkilerini göstermeye başladığı şu günlerde, yaklaşık 2 ay boyunca öğrencilerin bu virüse yakalanmamaları için nasıl tedbirler alınmaktadır? Yoksa Bakanlığın aklına yine sadece okulları kapatmak mı gelmektedir?

Bütün bu soruların yanıtlanmasını ve öğrencilerimizin sağlığı konusunda sergilenen çelişkili tutumlara bir an önce son verilmesini talep ediyoruz.

 Eğitim Sen’in okullara yönelik alınabilecek önlemler konusundaki önerileri:

  • Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları eşgüdümlü bir çalışmayla bir acil durum planı hazırlamalıdır.
  • Alınması gereken pratik önlemler somut, anlaşılır bir duyuru metni aracılığıyla öğrenci, öğretmen, okul personeli ve velilere ulaştırılmalıdır.
  • Öğretmenlere yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılmalıdır. Seminer, konferans gibi bilinçlendirme çalışmaları düzenlenmeli ve konuyla ilgili kamuoyu oluşturulmalıdır. Zira bu noktada virüsün etkileri ve yayılma hızı konusunda ülkemizde, birçok ülkeye göre gerekli kamuoyunun oluşturulamadığı görülmektedir. Dolayısıyla basın yayın organlarına bu konuyla ilgili olarak bilinç yaratılması ve önlemlerin benimsetilmesi adına daha fazla rol düşmektedir. Örneğin son dönemde başta İngiltere olmak üzere dünyanın önemli gazetelerinin birçoğunda domuz gribi virüsünün yaygınlaşması ve buna karşı alınması gereken önlemler manşet haber olarak duyurulmakta ve gazetelerde geniş yer bulmaktadır. Bu durumu Türkiye medyası için söylemek pek mümkün değildir. Konuya daha geniş yer verilmesinin bir kamusal sorumluluk olduğu unutulmaktadır. Bakanlık tarafından hazırlanacak tanıtım ve önlem filmleri herkesin izleyebileceği saatlerde televizyon kanallarından yayınlanmalı ve gazetelerde anlaşılır ve sade bir dille ilan halinde basılmalıdır.
  • El yıkama, cansız yüzeylerin (masa, kapı kolu gibi) temizliği önemli tedbirlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Okul tuvaletlerine düzenli olarak yeterli miktarda, temizliğe uygun kalitede sabun konmalıdır. Ayrıca her okula yeterli miktarda çamaşır suyu sağlanmalıdır. Özellikle okulöncesi eğitim kurumlarında ve ilköğretim okullarındaki öğrencilerin, ellerini sıkça yıkamaları konusunda öğretmenleri tarafından yönlendirilmeleri gerekmektedir.
  • Bir diğer önlem olarak, okulların haftasonları düzenli olarak dezenfekte edilmesi ve virüsün yayılmasına imkan verecek ortamın temizlenmesi sağlanmalıdır.
  • Cansız yüzeylerin (masa, kapı kolu gibi) temizliği konusunda gerekli özenin gösterilmesi de büyük önem taşımaktadır. Elbette okullarda yeterli temizlik personelinin ve hizmetlinin bulunmaması, burada bir kere daha halk sağlığını tehdit eden bir nitelik kazanmaktadır. Kamusal eğitimi budayan, eğitimi piyasalaştıran anlayış, sadece eğitimde eşitsizlikleri derinleştirmemiş; aynı zamanda da çocuklarımızın, ailelerinin ve eğitim emekçilerinin sağlığını tehdit eder bir boyut kazanmıştır. Çocuklarımızın temiz bir ortamda eğitimlerini sürdürüp bu temizliği bir yaşam biçimi haline getirmelerini sağlayacak çalışmalar ihmal edilmiş; çocuklarımızın sağlığı bir maliyet sorunu olarak değerlendirilmiştir. Okulların açıldığı günlerde derslikleri ve okulun camlarını temizleyen öğrenci velilerinin gazetelere de yansıyan fotoğrafları hatırlardadır.
  • Virüsün yaygınlaşmasının önüne geçmek için temel gereksinimlerden birisi de, yeterli beslenme ve vücut direncinin arttırılmasıdır. Bunun için öğrencilere sabahları protein ve vitamin desteğini sağlayacak süt ve temel gıdaların dağıtılması gerekmektedir.
  • Eğitim Sen olarak daima bu hizmetlerin kamusal niteliğine vurgu yapmış bir sendika olarak, bu hizmetlerin velilerin üzerine yıkılmasının faturasını şimdi öğrencilerimizin ödemek zorunda bırakıldıklarını belirtiyor ve hizmetin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sağlanması noktasında ilgilileri derhal göreve çağırıyoruz. Zira sorunlar, yok sayarak aşılamamaktadır.

Kategori  Kategori : Basın Açıklamaları Tarih  Tarih : 02 Kasym 2009 23:09
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0 Okunma  Okunma : 154
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Basın Açıklamaları

En Çok Okunan Haberler

Son Dakika Haberleri

Anket

65 BİN DEV ÖĞRENCİ PROJESİNİN EĞİTİM ÖĞRETİM KALİTESİNİN YÜKSELTİLMESİ AÇISINDAN YARARLI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?




Tüm Anketler

Eğitim Sen Amasya © 2008 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı